| |






 |
Muhabbet Söyleşme, danışma, dostça konuşma, sohbet, sevişme, paylaşma. Sözcüğün ilk
akla gelen anlamları belki bunlar.
İçeriği neredeyse yaşam boyutuna genişletilebilecek bu kavramı, daha çok
müzik yanından yola çıkılarak anlatmayı amaçlamaktadır bu sayfalar.
Bireyler ve toplumlar içine düştükleri sıkıntıları, sorunları herhangi bir
nedenden dolayı doğrudan dile getiremediklerinde birtakım yollar ararlar.
Destan, masal, mizah ya da başka anlatı biçimleri bunların
önemlilerindendir. Şiir ve türkü ise belki en dolaysız sığınak, bazen de
çıkış olabilmektedir. Bu durumu özellikle çeşitli nedenlerden dolayı gündeme
gelen siyasi baskı ortamlarında daha doğrudan izlemek olanaklıdır. Bugünkü
Anadolu merkezli yaşam ve kültürün ayrılmaz bir parçası olan türküler de
tarihin her döneminde bireylere ve genişledikleri noktada toplumlara eşlik
etmişlerdir. Yaşamın en sıkıntılı anından en coşkulu anına dek her boyutta
yanyana içiçe olmuştur insanlar türkülerle.
Bireysel, toplumsal acı ve sevinçleri daha çok böyle dile getirmişlerdir.
Bazen bir ezgi, bazen bir dans, bazen bir söz ya da bunların bir bileşimi.
12 Eylül 1980'deki askeri darbeden sonra toplumda yaşananlar
doğrudan dışa vuramayınca hemen her dönemde olduğu gibi dolaylı olarak
türkülerle ifade edilmeye başladı. Dahası, bu biçim bir ivme kazandı. İşte
1982'den sonra bir dönem insanının duygularının önemli bir bölümünü
ifade eden bir biçime dönüşen Muhabbet, (belki kendi tasavvurları ve
iradeleri dışında) böyle gelişti.
Bir muhabbet ortamında karşılıklı çalıp söylerken gelişen bu düşünce,
Arif Sağ, Musa Eroğlu ve Muhlis Akarsu ile somutlaşarak 13
türküden oluşan bir kasete dönüştü. »Muhabbet 1« adıyla çıkan ve kısa sürede
toplumun büyük bir kesiminde yankı bulan bu çalışma, uzun yıllar devam etti.
İlki ve ikincisinde yukarıda adı geçenler, üçüncüde ise Yavuz Top'un
katılımıyla daha geniş bir dinleyici kitlesine ulaştı.
Bu süreç içinde bazıları katılıp bazıları ayrılarak birbirinin devamı olan
7 çalışma gerçekleşti. Ayrıca bu dönemde Türkiye ve Türkiye dışında
sayısız konserle genişledi.
Bu dört sanatçının »Muhabbet« süreci, birçok başka sanatçıyı da biraraya
getirerek benzer çalışmalara yöneltti. Ali Ekber Çiçek, Mehmet Erenler
ve Muhlis Akarsu ortak bir çalışma yaptılar. Muhlis Akarsu ile
Aşık Mahzuni yine benzer bir çalışma gerçekleştirdi. Sonra Arif
Sağ, Emre Saltık, Talip Şahin'in birlikte çıkardıkları bir albüm gündeme
geldi. Aradan geçen yaklaşık 20 yılda 20'den fazla benzer
çalışma gerçekleştirildi değişik sanatçılar tarafından.
Bugün de yeni yeni isimler eklenerek sürmekte bu gelenek. Daha doğrusu
Anadolu merkezli Alevi ve Bektaşi ağırlıklı bu kültürün ve müziğin (ancak
bununla sınırlandırılamayacak) bir parçası olan bu gelenek daha
profesyonelce, toplumun geniş kesimlerine ulaştırılmaktadır.
20 yıllık bir geçmişe sahip olan Muhabbet Grubu yalnızca böylesi
çalışmaları gündeme getirmekle kalmadı doğallıkla. Bağlamanın bu düzeyde
tanınması ve çok geniş kesimlerde daha sistemli bir biçimde öğrenilmeye
başlamasıyla genç kuşaktan virtüöz düzeyinde sanatçılar yetişmeye başladı.
1975 yılına dek devlet konservatuarlarında halk müziği bölümü bile
yokken 1990'lı yılların sonuna doğru halk müziği öğreten yüzlerce
özel okul açıldı. Türkiye tarihinde görülmemiş sayıda bağlama yapımı
gerçekleşti. Türkiye içinde olduğu kadar, özellikle Avrupa
ülkelerinde bulunan Türkiye kökenli insanlar da bu pazarın önemli bir hedefi
oldu. Aynı zamanda Türkiye dışında yaşayan (ve çoğu da oralarda doğanlar)
arasında usta bağlamacılar yetişti.
Daha çok 1950'den sonra Batılı folklor araştırmacıları için ilginç
ve zengin bir kaynak olan Anadolu merkezli müzik 1990'ların ikinci
yarısından sonra Batıda, araştırmacıların dışında da çeşitli yankılar
bulmaya başladı. Arif Sağ, Erol Parlak ve Erdal Erzincan
üçlüsünün Betin Güneş yönetimdeki senfoni orkestrasıyla önce
Avrupa'da, daha sonra Türkiye'de gerçekleştirdikleri dinletileri, Sabahat
Akkiraz ve Erol Parlak gibi sanatçıların Paris'in ya da
Londra'nın önemli müzik merkezlerinde sahneye çıkmalarını, yine Betin
Güneş ve Zafer Gündoğdu yönetiminde 1000 bağlamanın aynı
anda sahne almasını bu sürecin bir gelişmesi olarak yorumlamak yerinde
olurdu.
İşte böyle bir süreci unutmamak için ve bir gönül borcu olarak bu site
gündeme geldi.
Bu sürece ilişkin görüşler ve verilerin burada aktarılmasına özen
gösterilecek. Paylaşımlarınız bu süreci yaşatacaktır.
Sevgiyle, dostlukla, muhabbetle.
Bekir Karadeniz |






 |
|